28 Aralık 2011

Ferhat Göçer - Unutmuş Çoktan

Ferhat Göçer son albümü 'Seni Sevmeye Aşığım'ın ilk klibi Mehtabın Rengi'ni bundan yaklaşık bir buçuk ay önce yayınlamış ve iyi bir çıkış elde etmişti. Yorumcu, klibin de etkisiyle çıkış şarkısının elde ettiği başarının ardından arayı fazla açmadan ikinci videosunu çekmeye karar verdi ve Unutmuş Çoktan'ın klibi geçtiğimiz hafta yayınlandı. Albümün piyasaya sürüldüğü günden itibaren, benim de açık ara favorim olan ve radyolarda en çok çalınıp istek alan şarkılar arasına hızla giren Unutmuş Çoktan, son derece başarılı klibinin de sağladığı ivmeyle daha fazla dinleyiciye ulaşarak bu kışın hitleri arasındaki yerini şimdiden aldı. Şarkının, hikayesine uygun etkileyicilikteki videosuyla birlikte elde edilen kaçınılmaz başarıya karşılık ben de hem 'Ayın Şarkısı', hem de 'Ayın Videosu' köşelerini Aralık ayı için Unutmuş Çoktan'a tahsis etmek istedim.


Ferhat Göçer, son albümündeki şarkıların çoğunu amatör söz yazarı ve bestecilerin eserleri arasından seçti. Albümün açılış parçası Unutmuş Çoktan da bu amatör ruhlardan birine ait. Parçanın sözü ve müziği Avustralya'da yaşayan bir üretim mühendisi olan Gözde Ançel'in eseri. Yaşanmış bir hikayeden yola çıkarak yazıldığı belirtilen şarkının, dinleyene bu kadar sıcak, samimi ve gerçek gelmesinin nedeni, içinde taşıdığı amatör ruh sanırım. 

Yıllar önce severek ayrıldığı sevgilinin ardından kendini kaybeden, o sevgiliye duyduğu özlemi dinmeyen, kendini başka bedenlerle kandırmaya çalışsa da bunda başarılı olamayan ve sevdiğini bulduğunda da gururuna yenik düşüp kendini ona gösteremeyen bir adamın hikayesi var bu şarkının sözlerinde. Mutlu sonla bitmeyen bu aşk hikayesinin en vurucu dizeleri ise nakaratında saklı: "Bir kızı bir oğlu varmış, kendi hayatına dalmış / En acısı da beni hatırlamamış, unutmuş çoktan." Hüzünlü ve artık tek taraflı olan bir aşk hikayesinin acı finali...

Parçanın, sözlerine son derece uygun, lirik bestesinin yanı sıra Selim Çaldıran imzalı aranjesi de oldukça başarılı. Gitar ve kemanların ağırlıkta olduğu, kulağa hoş ve sıcak gelen sesler, şarkının kendini sevdirmesinde ana etkenlerden biri şüphesiz.

Gelelim şarkının, kendi gibi etkileyici videosuna... Klip Florya sahilinde, bir balıkçı barınağının yanındaki eski kibrit fabrikasında çekildi. Kliple ilgili haberlerden okuduğumuz kadarıyla Ferhat Göçer çekimler sırasında soğuklar nedeniyle zor anlar yaşamış. Toplam 36 süren çekimlerin yaklaşık 7 saatini -2 derecede, bir gömlek ve ince bir ceketle geçirmek durumunda kalan Göçer'in çekimlerin sonunda üşüterek hasta olması ve dolayısıyla da birkaç günlük çalışma programını iptal etmek zorunda kalması tuhaf olmasa gerek. Ortaya iyi bir iş koymak adına iş programını da olumsuz etkileyecek şekilde sağlığını riske atmayı göze aldığı için ayrıca bir tebrik etmek gerekiyor sanırım sanatçıyı.

Emir Khalilzadeh yönetmenliğinde çekilen klipte şarkının hikayesine sadık kalınarak oluşturulan bir senaryoyla karşılaşıyoruz. Profesyonel tiyatro oyuncularından oluşan bir kadro ile otuz kişilik bir ekibin, Göçer'e eşlik ettiği klipte orta yaşlarını sefalet içinde geçiren, eski kağıt toplayıp satarak geçinen bir adamın, yıllar önce izini kaybettiği ve fotoğraflarıyla avunduğu kadını bulmasına rağmen gururuna yenik düşüp ona yaklaşamaması ve onunla konuşamaması, ona yakınken uzak olmak zorunda kalışı canlandırılıyor. 

Kısa film tadındaki klibin en vurucu sahnesi ise hiç şüphesiz ki finali. Adam en sonunda kendini zorlayıp kadına el sallar. Kadın sadece bakmakla yetinir. Tam adam arkasını dönüp giderken kadın koşup adamın sırtına dokunur ve yüzünü dönen adamın eline bir şey bırakır. En başta, o şeyin eski ve ikisi için de hatırası olan bir eşya olduğunu sanan tek ben değilim sanırım. Ama hemen sonra o bırakılan şeyin birkaç bozuk paradan ibaret olduğu anlaşılır. Kadın adamı tanımayıp dilenci zanneder ve bu, kahramanımızın çoktan unutulmuş olduğunun en acı göstergesidir.

Radyo Klas'ta yayınlanan Michael Show adlı programa konuk olan Ferhat Göçer kendi klibini şu sözlerle anlattı:

"Geçmişte yaşanılan ve vefasızca unutulan ama bir tarafın bu yaşanılanları unutamadığı bir tablo sergilemeye çalıştık. Ana hareket noktamız buydu. Artık yaşı biraz ilerlemiş olan erkek kahramanın genç zamanlarında, yıllar önce beraber olduğu ama bir şekilde, karşısındaki kadının onun varlığını bile unuttuğu, artık başka bir dünyanın insanı olduğu bir senaryo canlandırıldı. Belki bu noktada 'hayatımızda bu kadarı fazla' diyeceksiniz ama çarpıcı olan şu ki nice yaşanmışlıklar var; unutmasak bile unutmuş gibi yapmak durumunda kalıyoruz. Hiç yaşamamış olduğumuzu varsaymak durumunda kaldığımızı, acı çekerek bile olsa onu kalbimizin ya da ruhumuzun bir taraflarına, bir köşesine gömmeyi çalıştığımızı herkes bir şekilde kendi içinde itiraf edecektir kendine. Bilerek ya da bilmeyerek, zorunlu olduğumuz için ya da isteyerek geçmişe gömdüğümüz ama bizde derin izler bırakmış olan hatıraların adına çekilmiş bir klip bu."


0 yorum:

Yorum Gönder