30 Ocak 2011

Yeşim Salkım - Aşk ve Ceza


Geçen ay yine bu köşede kışlık şarkıların bir bir dinleyicilere sunulduğu bir zaman diliminde olduğumuzdan bahsetmiştim, hatırlarsınız. E, mevsim neyse müziğe yansıyan duygu hali de o tabii ki. Her yeni ayla birlikte pek çok yeni şarkıyla tanışıyor, kimisiyle yakınlığımızı bir merhabadan öteye taşıyamıyoruz. Nitekim ocak ayı da bu şekilde geçti. Yeşim Salkım'ın son albümü 'İstanbul'da Aşk'ı dinlemeye başladığımda bu albümle ilişkimin pek uzun sürmeyeceğini düşünüyor, sonrasında şarkıları tekrar tekrar dinlemek isteyeceğimi aklımın ucundan bile geçirmiyordum. Ama oldu. Albüm geneli itibariyle beni kendine bağlamayı başardı ama özellikle de bir şarkı dikkatimi çekmişti: 'Aşk ve Ceza'. Geçtiğimiz aralık ayının ilk günlerinde çıkan albümden kendini bıktırmadan dinlettirebilen bu şarkı haliyle 'Ayın Şarkısı' bölümümüzün bu ayki konuğu oluverdi!

Albümün çıkmasına birkaç gün kala internetten paylaşılmaya başlanan 'Ayakta Alkışlar' albümün çıkış parçası olarak lanse edildi, ancak bir-iki hafta sonra da ilk klibin 'İstanbul' şarkısına çekileceği duyuruldu. Bense en başından beri 'Aşk ve Ceza'nın neden çıkış parçası olarak düşünülmediğini merak ediyor, en azından ikinci klibin bu parçaya çekilmesini umuyordum. Neyse ki ocak ayının ilk günlerinde son kararın bu şarkı üzerine olduğunu öğrenince rahatladım. 10 Ocak'ta klip müzikseverle paylaşıldı ve artık 'Aşk ve Ceza'nın bu kışın hitlerinden biri olması yolundaki engel de kalkmış oldu.

Şarkının sözü ve müziği son yıllardaki her biri birbirinden güzel şarkılarıyla tanıdığımız Zeki Güner’e ait. Yonca Lodi’nin seslendirdiği 'Emanet' ve 'Düştüysek Kalkarız', Ferhat Göçer’den dinlediğimiz 'Üzüm' hep onun parçaları. Güner’in şarkı sözleri hem çok bizden, anlaşılır; hem de şiirsel. 'Aşk ve Ceza'yı albümde ön plana çıkaran en temel özelliklerden biri de sözlerinin şiirselliği. "Sahibi yok, aşkta herkes misafir" gibi aşkı elde tutmanın imkânsızlığını gayet güzel şekilde anlatan bir dizenin yanı sıra; "Bu nasıl bir suç nasıl bir günah / Bu nasıl bir aşk, nasıl bir ceza" diyerek aşkı nihayetinde cezası olan bir suça oldukça naif bir dille benzetiyor. Şarkının ismi konusunda Dostoyevski'nin klasikleşmiş eseri 'Suç ve Ceza'dan esinlenilmiş olması büyük ihtimal ve bu da gayet hoş bir ihtimal.

Şarkının bestesi de sözleriyle kusursuz bir ahenk içinde. Zeki Güner, şarkılarının söz ve müziğini aynı anda mı ortaya çıkarıyor bilmiyorum ama şu ana kadar dinlediğimiz çalışmalarından bu sonucu çıkarmak mümkün. Çünkü hemen hemen hiçbir şarkıda sözler ya da beste kulağa zorlama gelmiyor. Dolayısıyla söz ve müziğin aynı anda, birbirini besleyerek ortaya çıkması daha büyük bir olasılık diye düşünüyorum.

Parçanın Tufan Taş imzalı düzenlemesi de kulak pası bırakmayan türden. Canlı enstrümanların kullanıldığı aranjede gitarlar ile çellonun, dinleyenin hoşuna giden bir egemenliği söz konusu. Albümün tamamına hakim olan akustik doku 'Aşk ve Ceza'da da "Başka türlü olmazdı zaten" dedirten bir şekilde hayat bulmuş. Kulaklara ziyafet…

Yaklaşık üç haftadır klibiyle ekranlardan dinleyicilere ulaştırılan 'Aşk ve Ceza' bu kışın en güzel iç ısıtan şarkılarından biri oldu bile. Albümde hit olabilecek daha pek çok şarkı var. Darısı onların başına…


0 yorum:

Yorum Gönder